
Elektronik müziğin yetenekli IDM prodüktörlerinden Luke Vibert'in yeni albümü Ağustos ayının sonunda çıktı. IDM dedim de, aslında birçok projesiyle farklı müzik türlerine de adım atıyor, özellikle son dönemde Acid'e, ama yine de onun tanınmasını sağlayan IDM prodüksiyonlarıydı. Yeni albümde IDM'den, DnB'e, Acid'den piyano resitaline kadar her nevi çalışma mevcut. Hatta zaman zaman Techno'ya da kayıyor. Eteğinde ne kadar taş varsa dökmüş ve albümün adından da anlaşılacağı gibi bunu Amerikan müzik kültürünün temellerine oturtmuş. Detroit'in endüstriyel havasını vermiş, başka bir parçada Chicago'dan Acid House'u alıp onun eğlenceli ve enerjik dünyasına bir kapı açmış. Aslında albüm [...]

Van Zant aslında size bir yerden tanıdık gelebilir. Lynyrd Skynyrd grubunun vokalisti ve esas oğlanı Ronnie van Zant'tan geliyordur bu. Folk Rock/Country Rock/Southern Rock tarzının akla ilk gelen gruplarından birini yaratan Ronnie, birçok Rock efsanesi gibi 29 yaşında ölen bir yetenek gibi tarihte yerini aldı. Ancak Ronnie'nin ölümü herhangi bir sorundan değil bir uçak kazasıyla geldi. Grubun birçok elemanı da bu kazada hayatını kaybetti. Bu kaza da bizi yeni "Sweet Home Alabama"'lardan etti. Van Zant ise Ronnie'nin büyük kardeşi Donnie ve küçük kardeşi Johnny'nin kurduğu bir ikili. 1988 yılında kuruldular ve o zamandan beri genel olarak inişteki [...]

O bir erkek. O bir vokal. O bir bariton. O yazdığı sözlerle sessizliğin bile tadını çıkarmamızı sağlayan bir şair. O şarkı söylerken mimikleriyle ve sahnede duruşuyla milyonları hayran bırakan bir isim. O yıllardır kulaklarımızdan eksiklemeyen sesiyle Dave Gahan. 2003'te "Paper Monsters" albümüyle Depeche Mode dışına taşan Dave Gahan yeni albümüyle iki işi bir arada çok da güzel götürdüğünü gösteriyor herkese. İlk solo çalışmasına başladığını duyduğumda içimde inanılmaz bir burukluk oluştu açıkçası. Bugüne kadar onca hayran olduğum grubun dağılıp yittiğini gördükten sonra her yenisi daha çok yara yapıyor. Ama öyle olmadı, her şey daha da güzel oldu. [...]
Ekim ayının Ay Tutulması listesi biraz uzun kaçtı çünkü elemenin imkanı yok. Bu sefer 15 parçayla karşılaştık. Notasız gününüz geçmesin. 1) Radiohead - Nude 2) Mark Knopfler - Punish The Monkey 3) The Verve - The Thaw Sessions 4) Radiohead - Weird Fishes / Arpeggi 5) PJ Harvey - Grow Grow Grow 6) Devendra Banhart - Seahorse 7) The Orb - Vuja De 8) Robert Plant & Alison Krauss - Rosetta Goes Before Us [...]

David Sylvian'ı Japan grubunun vokalisti ve söz yazarı olarak tanıyoruz. Ancak Japan grubunun dağılmasının ardından kendisi çok farklı müzik türlerine genel olarak deneysel bakış açısıyla yaklaşan önemli bir müzisyen olarak karşımıza çıktı. Alternatif müzik severlerin her zaman dikkatini çekmeyi başaran güçlü bir isim oldu. Bu blog'da en son Burnt Friedman ve Steve Jansen ile birlikte kurduğu Nine Horses grubunun " Money For All " albümüyle yer almıştı. Şimdi ise Ağustos ayında çıkardığı albümüyle karşımızda. 70 dakika 21 saniyelik albüm tek parçadan oluşuyor. Albüm aslında Japonya'daki Naoshima adasındaki Naoshima Standard 2 adlı sanat festivalini düzenleyen Naoshima Fukutake [...]

Stanton Warriors yine yapacağını yaptı. Breakbeat'in bu sene biraz daha sessiz kalmasını içine sindiremeyen Dominic Butler ve Mark Yardley ortalığı karıştıracak bir albümle karşımıza çıktı. Stanton Warriors bugüne kadar birçok düzenlemeyle karşımıza çıktı ve bunların büyük bir kısmı çok başarılıydı. Burada ise çok başarılı yeni bir düzenleme serisiyle başımızı döndürüyor. Gorillaz, Alter Ego, Apollo 440 ,Basementt Jaxx ve Fatboy Slim bu girişimden payını alan sanatçılar arasında. Düzenlemeler de Old Skool ve 2 Step Breakbeat tarzları yoğunluk kazanmış. Bunun yanında Big Beat'e de dirsek temasında bazı noktalarda. Eğlenmek için tartışılmaz derecede uygun bir albüm. Ama uyarayım, yüksek sesle [...]
Bir tarafta Robert Plant, diğer tarafta evinde Grammy koyacak yeri kalmayan Country şarkıcısı Alison Krauss. Birlikte albüm çıkarmışlar. Bekler miydim, evet diyemem. Ama olmuş bir kere. Sonuç önemli elbette. Tabii şunu da belirtmek gerekir, albümdeki parçaların hepsi eski Country, Blues ve Folk şarkıları. Yapılarında ufak değişiklikler ve vokal yorumlamaları ile hazırlanmış albüm. Albüm aslında gayet sessiz çıktı. Robert Plant'in son dönemde müzik dünyasına geri dönüş sinyalleri, konser turnesi (Ki Türkiye'ye de geldi dememe gerek yok herhalde) aslında bir beklenti içine girmemizi sağladı. Ama bu şekilde olacağı sürpriz oldu bana. Albümdeki müziğin kıvamı pamuk helvası [...]

Susumu Yokota hakkında gerek burada gerek diğer birçok mecrada demediğimi bırakmadım. Proodos'ta 2006 yılında çıkardığı " Triple Time Dance " albümüyle de yer almıştı zaten kendisi. Japonya'nın yetiştirdiği bana göre en önemli elektronik müzik sanatçısı. Ciddi anlamda farklı bir kişiliğe sahip. Sosyalleşmeyi pek sevmiyor. Hakkında pek röportaj bulamamıştım ve ben yapmaya heveslendim ancak 3 kere ulaşmaya çalıştığım halde bir tek ses gelmedi. Sonra niye pek röportajı bulunmadığını anladım tabii geç de olsa. Bunun yanında inanılmaz bir müzikal zeka ve beğeniye sahip. Susumu Yokota tonlarca albümüne bir yenisini ekliyor. Aslında albüm Japonya'da Temmuz ayında çıktı [...]

Phonem geliyor. Gümbür gümbür geliyor. Halihazırda Akbank Caz Festivali de var. Herkese tavsiye edip Soil & Pimp Sessions'ı da kaçırmışım. Üstüne herkes geri aramış konserden sonra ve güzelliğini yüzüme vurmuş. Biraz kendime geleyim dedim ben de. Ve karşımızda Phonem kapsamında 3 Kasım Cumartesi akşamı Garajistanbul'da konser verecek olan Devendra Banhart var. Devendra Banhart benden küçük bir folk müziği sanatçısı. Country demedim dikkat çekerim. Hatta Folk'a da gerçekten farklı bir yaklaşımı var. Bazen sürrealist, bazen naturalist. Albümlerinde genel olarak dingin bir havayla ilerlemesinin yanında bazı noktalarda inceden Rock N Roll esintileriyle de dinleyenleri hareketlendiriyor. Amerika'daki farklılığa [...]

"Girl Like You" parçasıyla bizlere kendini tanıtmış, klibindeki gölgede duran seksi kadın figürüyle ergenlik dönemimizde dikkat çekmişti. Aradan uzun yıllar geçti. Albüm çıkardı, sesi çıkmadı, yine o başarıyı yakalamaya çalıştı ama dikkatleri üzerine çekemedi. Sonuç olarak da 12 yıl geldi geçti. Edwyn Collins Eylül ayının 2. yarısında yeni albümü "Home Again"'i çıkardı. Aslında bu albümü çıkarması pek de kolay olmadı. 2 kere beyin ameliyatı oldu kanama sebebiyle. Ölümden döndü. Uzun süre yürüyemedi ve konuşamadı. Albümdeki parçaları önceden hazırlamıştı ancak sağlık problemleri sebebiyle beklemedeydi. Ve sonunda uzun bir terapinin ardından aldı eline gitarı ve albümü tamamladı. [...]

Smooth Jazz seven var mı? E illa vardır. Keith Jacobson ismi yabancı gelebilir, gelmeyebilir. Geçen sene çıkardığı "I Wanna Be With You" albümüyle dikkatleri ziyadesiyle çekmişti kendileri. Elektronik müzikten sadece vuruşlar için faydalanan bir yapıdaydı albüm, bunun yanında saksafonun güzel melodileriyle döşenmişti geri kalanı. Bu albümde kaldığı yerden devam etmemiş ama. Birkaç gömlek üste çıkmış. Hani Michael Bolton'ın birçok şarkısındaki o saksafon soloları vardır, içimiz erir. Asıl bir de bunu dinlemek lazım. Vokal olmadan, Michael Bolton'ın o hipnoz edici sesi olmadan safi saksafon. Hiç altta kalır yanı da yok hani. Albüm boyunca çok güzel [...]

Uzun bir aradan sonra gündemdeki geri dönüş akımına kapılıp birleşen gruplar arasına girdi The Verve de. Aslında işin ilginç yanı grup birleştiğinde açıklama yapmadı. Doğrudan stüdyoda buluştular ve çalışmalara başladılar. Sonucunda ise şu anda ismi açıklanan 6 parça var. Bunlardan bir tanesi "The Thaw Sessions" ise NME dergisinin Internet sitesinde 1 hafta süreyle dinleyicilere sunuluyor. Bu fırsatı kaçırmayın ve The Verve'ün geri dönüşünü kutlayın derim. "The Thaw Sessions" konusuna gelince. 14 dakikalık çok güzel bir çalışma. Zevkle dinledim biraz deneysele kaçan Rock türündeki parçayı. Biraz çağdaş ozan havası var vokalde ve gerçekten etkileyici bir halde dönüyor The [...]

3 haftalık süre içerisine bu kadar güzel müzik sıkıştırıp bizleri şapşala çevirmenin sebebi ne gerçekten çok merak ediyorum. Radiohead, Mark Knopfler ve Beirut sanki yılda başka zaman yokmuş gibi ard arda albümlerini çıkardılar ve şimdi de The Orb onları izliyor. Bu kadar güzel müziğe böylesine kısa sürede maruz kalmak psikolojimizi bozabilir. The Orb Alex Paterson ve eski KLF üyesi Jimmy Cauty'nin kurmuş olduğu bir grup. 1990'lar boyunca bana elektronik müziği sevdirmede önemli bir mihenk taşı. Daha sonra Jimmy ayrılıyor ve birkaç değişimden sonra The Orb son halini alarak Thomas Fehlmann'la devam ediyordu. Bunun bir açılımı olarak da [...]
Herkese selam, İş değiştirme safhasında evde otururken boş durmama amacıyla 2 adet set hazırladım. Aslında bunları daha önce Eksiwave adlı Internet bazlı bir radyoda düzenlemiş olduğum "Dark Side Of The Moog" ve "Light Side Of The Moog" programlarını baz alarak yaptım. İlgilenenler için aşağıda setlerle ilgili bilgiler ve linkleri var. Dark Side Of The Moog seti - Electro, Tech House, Techno Parça listesi: 01) Wink - Thick As Thieves 02) Levan - Dresscode (Original Mix) 03) Swat-Squad - Complicaciones 04) Ulysse - Sometimes 05) Maximilian Skiba - Transphormer [...]

Albümün haberi ilk geldiğinde şöyle bir yerime oturup düşünmüştüm karşımıza çıkacak diye. Sonuçta bahsettiğimiz kişi PJ Harvey. Rolling Stone dergisinin gelmiş geçmiş en iyi 500 albüm listesinde 2 albümü olan biri. 2 kez yılın sanatçısı ödülünü almış tabii bununla beraber. Tarz olarak İngiliz olmanın verdiği agresifliğe sahip olan PJ Harvey, protest sözleri ve melodileriyle de bazen hissettirerek, bazen hiç hissettirmeden bize aşıladı duygularını. Açıkçası antisosyal ve sessiz olması, tüm duygularını müziğiyle dışarı vurmasını sağlıyor. Bunlar da genel olarak kızgınlık ve hayal kırıklığı olarak karşımıza çıkıyor çünkü dışa vurulma ihtiyacı bu duygularda en çok kendini [...]

Kompakt elektronik müzikle alakalı olanların yakından tanıdığı bir plak şirketi. Kompakt adının yanında Kompakt Extra ve Kompakt Pop gibi uzantıları da var ve geçen sene itibariyle Kompakt Mp3 adlı siteyi de kurarak elektronik müzik açısından önemli bir satış mecrası haline geldi. E bunların başında kim var, Michael Mayer. Bu oluşumda önemli bir pozisyonda yer alan bir diğer kişi kim, Superpitcher. Ortalamalarını al, SuperMayer. Elbette Minimalist elektronik müziğin bu denli iki önemli ismi bir oluşuma giriştiklerinde bu gerçekten dikkat çekici bir hal alıyor. Elbette kendilerinin de gaza gelip SuperMayer, Save The World gibi Superman moduna girmeleri de ayrı [...]

Alison Sudol'un kendisini dünyaya açmak için kullandığı takma adı A Fine Frenzy sayesinde ilk defa karşılaştık. Karşıma güzel bir bayan çıkması aslında bir yere kadar etkileyici. Asıl güzel olan yaptığı müzik diyerek olayı bağlayayım. Zach Condon incelemesinden sonra yine genç bir sanatçıyla karşı karşıyayım, bu seferki 22 yaşında. Zach için söylediğim şeyleri biraz daha ufaltarak Alison için de söyleyebilirim. Özellikle vokal konusunda Alison da çok yetenekli. Piyano çalmayı kendi öğrenen ve tüm bestelerini de öğrendiği piyanoda hazırlayan Alison daha sonra gitar ve diğer tableri yerleştiriyor. İlginç olan şeylerden biri de genelin aksine bazı parçalarda [...]

Ey güneşin çocukları. Gelin! Toplanın! Dünyanın en güzel ve güzide müziklerinden birine giriyoruz şimdi. Bu girişimize ön ayak olacak grup ise yeni albümü "Stamina"'yı yayınlayan Israel Vibration. Önce hemen belirteyim, Isral Vibration eğlenceye yönelik ortaya çıkan Dancehall Reggae akımından değiller. Rastafari hareketine mensuplar ve Bob Marley benzeri dinlemek ve oturduğun yerden zevk alman için çalışma yapıyorlar. Ha bunda da dans edemez misin, edersin. Ama zıp zıp değil. Israel Vibration rehabilitasyon merkezinde tanışan Lascelle "Wiss" Bulgin, Albert "Apple Gabriel" Craig ve Cecil "Skeleton" Spence'ten oluşuyor. 1978'de ilk albümünü çıkaran grup ancak 3 albüm dayanabildi ve daha [...]

Amerikalı genç yetenek Zach Condon'ın kurduğu Beirut grubu şimdiki konuğumuz. İlk albümünü 15 yaşında çıkaran ve o zamandan beri durmadan çalışan, üreten bir yetenek. Onun müziğini şekillendiren şey ise 16 yaşında Avrupa'ya yaptığı bir gezi sırasında tanıştığı Balkan müzikleri. 2006'da çıkardığı "Gulag Orkestar" albümüyle dikkatleri çekti dünya çapında. Arkasından başlayan turnede yolu ülkemize kadar uzandı ve 30 Haziran 2007'de Radar Live festivalinde sahne aldı. Sadece sahne almadı, izleyenleri mest etti. Ben izleme şansı bulamadım ancak Misak Tunçboyacı'nın ballandırarak anlatışını birkaç kere dinledim. Yeni albümü "The Flying Club Cup" da bir önceki albümünün yarattığı etkiyi [...]

Kabına sığamayan Radiohead'den yine farklı şeyler görüyoruz. Önceleri grubun resmi forumunda garip garip mesajlar yayınladılar yeni albümleriyle alakalı. Daha sonra çeşitli kaynaklardan hiçbir plak şirketiyle anlaşamadıkları haberi geldi ve endişe doğurdu. Albümü daha fazla beklememiz anlamına gelebilirdi bu. Arkasından son açıklama uzun bir zaman sonra yine foruma geldi ve albümün 10 Ekim'de satışa sunulacağını söylüyordu. Ama albümü kendileri yayınlayacak ve öncelikle İnternetten satış yapacaklardı. Bu olay Prince'in gazeteyle albümünü dağıtmasından sonra kısa sürede 2. şok oldu müzik piyasasında. Grupların kendilerine büyük plak şirketlerini es geçip yeni mecralar yaratması modası iyice gelişti. Derken 10 Ekim geldi ve karşımıza [...]