Yine karşımızda daha önceden aşina olduğumuz bir isim var, Max Richter. Edinburgh'lu prodüktörün "Songs From Before" adlı albümünü Proodos günlerinde incelemiştim. Şimdi 18 aylık bir aradan sonra tekrar vuruyor can evimizden. Verdiğim ara sebebiyle albümün incelemesi bir hayli geç geldi, doğrudur. Ancak Johann Johannsson ile yakın zamanlarda yer alması beni fazlasıyla memnun etti. Albümü birçok kere [...]

Üstad-ül Kevin Martin, projesi The Bug ile 1997 yılından kelli Dub ekseninde gönülleri ferahlatıyor. Bu adama normal bir giriş olmamalıydı. 2003 yılından aklımda kalan "Pressure" albümü bile buna yeterli sebeptir. Döneminin benzer isimleriyle ortak bir noktası var Kevin Martin'in. Öncelikle Beat ustası. Boşuna üstad demiyoruz herhalde. George Evelyn aka Nightmares On Wax'ten çok aşağı kalır bir yanı yok. Bu da yeterince övgü. Bugünlerde Dubstep olarak adlandırılan türün cılkını sittin sene önce çıkarmış bir isim kendileri. Dubstep'in yükselişte olması ve diğer elektronik müzik türevlerinin belirli oranda duraklamaya girmesi de The Bug'ı bu sene bir hayli [...]
Üstad-ül Kevin Martin, projesi The Bug ile 1997 yılından kelli Dub ekseninde gönülleri ferahlatıyor. Bu adama normal bir giriş olmamalıydı. 2003 yılından aklımda kalan "Pressure" albümü bile buna yeterli sebeptir. Döneminin benzer isimleriyle ortak bir noktası var Kevin Martin'in. Öncelikle Beat ustası. Boşuna üstad demiyoruz herhalde. George Evelyn aka Nightmares On Wax'ten çok aşağı kalır bir [...]

Amerika'da efsane olan iki ismin buluşmasına sahne olan bir proje Willie And Wynton. Country ve ucundan Blues efsanesi olan 75 yaşındaki Nelson ile trompet üstadı 47 yaşındaki çıtır Marsalis birleşince ortaya çok farklı bir yapı çıkıyor. Bu albümde de mevzu bahis projelerinin Blue Note'taki bir performans kaydını dinliyoruz. Willie Nelson her zaman farklı bir adam oldu. Gerektiğinde Amerikalıların milliyetçilik damarına basmayı çok iyi bilen, genelde ise esrar içip Hippilerin kralı gibi takılan bir isim. Ama müzikal olarak her zaman başarıya ulaşmış, bu noktada diyecek tek laf yok. Wynton Marsalis ise günümüzün en önemli caz [...]

Modern dans gruplarının öncülerinden sayılan CSS, Cansei De Ser Sexy geri döndü. Ben oradan oraya gezinirken albüm çıktı, bir hayli konser verdiler, festivallere katıldılar. İncelemek de anca bugüne kaldı. Yaptıkları müzikte sanat adına fazla bir şey aramamak gerekiyordu ilk albümlerinde. Ama eğlence adına birçok şey bulmak mümkündü. Bir nevi Pop'un tanımı gibi gelse de tarz olarak dansa daha dönüktüler. Donkey albümünde bu havayı ne kadar korumaya çalışmışlar bilmiyorum. Aslında temel mantalite aynı. Fakat olayın biraz daha sanatsal yönüne kaymak istemişler gibime geldi. Burada da pek güçlü olmadıklarından toslamışlar. Albüm eğlenceli. Basit olduğu, [...]

Klaus Schulze'a olan sevgim ve saygımı belirtmeme gerek yok. Her ne kadar onunla röportaj yaptığımda ( Buradan bakabilirsiniz ) bir nebze yaşlı ve huysuz ihtiyar modeli yaklaşımını gördüysem de müziğin son 40 yılda yaşadığı devinime birebir şahit olmuş ve bunun önemli bir bölümüne etki edebilmiş bir isim. Bunun yanında Lisa Gerrard'a geldiğimizde ise "Dead Can Dance" ile hayran kaldığımız, solo projesiyle de saygımızı her vokal performansıyla sonuna kadar hak etti. Peki bu ikilinin bir araya gelmesinde önemli olan nokta ne dersek öncelikle Klaus Schulze'un ölümün eşiğinden döndüğü hastalığını atlatarak yeniden stüdyoya girmesi bile başlı başına önem taşıyor. [...]

Ülkemizde güzide Rage Against The Machine ile birlikte seyretme ve aşka gelme şansına varamadığımız isimlerden biri Zach De La Rocha. Daha önce RATM'in dağılma durumuna göre zaten yeni projelere ışık yakmıştı. Şimdi RATM birleşik ama yine de yeni projeler peşinde koşuyor kendisi. Jon Theodore ile birlikte kurduğu "One Day As A Lion" projesiyle Anti'den ilk plaklarını çıkardılar. Elbette grup yine Zach De La Rocha'nın daha önce RATM'in sözlerinde de vurguladığı gibi belirli bir politik duruş temelinde. Bu projenin bir uyarı ve daha da öncelikli olarak verdikleri bir sözün karşılığı olduğunu belirtiyor. Grubun adı da "Bin yıl koyun [...]

Yeni bir "normal kafayla dinlenemeyecek" müzikler bölümümüze hoş geldiniz. Emin olun bunu boşuna demiyorum. Neyse isteyen okur da anlar, isteyen dinler de anlar. Ama bir şekilde anlaşılacağı kesin. Ryoji Ikeda ham müziği seviyor. Hamdan kastım, insanların önüne bir kütük koyup onu kendi hayal güçlerine göre şekillendirmeleri. Müzikal açıdan ise önümüze basit bir yapı koyup onu bizim algılamadaki seçiciliğimizle şekillendirmemiz. Çok edebi oldu, evet. Albümde adından da anlaşılacağı üzere çeşitli şablonlar üzerine oturtulmuş drum machine vuruşları ve basit sentetik tınılar var. Sentetik tını derken çook eski IBM bilgisayarların çalışırken çıkardıkları Bip seslerinin bir benzeri. Bu [...]

Underworld'e kendimi kaptırdığımdan Rock Werchter'de bir notasını bile dinleyemediğim Beck'e gönül borcum var. Bu sebeple incelenecek çok albüm olmasına ve sırasına aslında bir süre daha olmasına rağmen ufak bir iltimas durumu söz konusu. E olsun o kadar da. Son 2 albümüyle bekleneni veremedi. Nerede "Odelay" nerede "Guero" ve "The Information" demek gayet mümkün müzikal açıdan. 37 yaşına gelen Beck Hansen'dan beklentiler her zaman yüksek oldu ve belki de böyle eleştirilebilmesinin sebebi de bu. Bizi yüksek bir kalite seviyesine alıştırmasaydı. Yeni albümle eski hazzı vermeye çalışmış. Şöyle bir durum bakıyorum albümü bir hayli dinledikten sonra. Kesin [...]

4 günlük festivalin son gününe gelmiştik artık. Cep telefonlarında ne şarj kalmıştı ne de bizde derman. Gruplara bakıldığında en zayıf gün olarak duruyordu bugün zaten. Ama 12:50'de sahneye çıkacak DeVotchKa'yı kaçırmaya niyetim yoktu. Sabah kahvaltıyı Werchter kasabasında bulduğumuz sote bir kafede yaptıktan sonra arkadaşımı telefonları bir nebze şarj etmesi için orada bıraktım ve doğrudan güneşin altında yanan omuzlarım sebebiyle gölgelerden sekerek festival alanına doğru yöneldim. Alana girdiğimde insanların erkenden girdiğini gördüm. Ama hala kitapçık kaldığına göre daha çoğunluk dışarıdaydı. Çadıra yöneldim. Bu arada çalmaya başlamış olan John Butler Trio ana sahnedekileri bir hayli eğlendiriyordu. Fakat hedefe odaklanmıştım [...]

Radiohead'in adı geçen sene Ekim'de resmi olarak açıklandığından beri beni heyecanla dolduran güne geldik çattı. Üstelik Radiohead'in yanına Sigur Rós, Ben Harper ve Editors da eklenmişti. Önceki gün iyice dinlenmek istememin sebebi sanırım iyice ortaya çıkmıştır. Güne yine ne yaptığını veya yapacağını bilemediğimiz bir havayla başladık. Yarım saat çiseleyen yağmur daha sonra hiç konuyla alakası yokmuş gibi yerini güneşe bırakıyordu. Biz de yarım saat üstümüzü çıkarıp kalan yarım saatte yağmurluklarımızı alıyorduk üzerimize. Ama hiçbir şey bu günü bozamazdı. Yine her zamanki gibi ilk performansı kaçırdık. Gossip'i ana sahnede görünce biraz takıldık ama bu takılma [...]

2 gündür rezalet bir havayla karşılaşmış olmanın verdiği burukluğu sabah kalkınca doğrudan üzerimizden attık tepemizde parlayan güneşle. Daha sonra festival için önceden yaptığım planı bir kenara atıp geniş bir kahvaltı seansından sonra iş sosyalleşmeye ve top oynamaya geldi. Tabii bunca yanımızda kümelenmiş İspanyolların ve yeni bitmiş olan Avrupa Şampiyonası'nın da etkisi vardı. Öyle böyle derken bir anda güneşte kavrulduğumuzun farkına varamadık, vardığımızda da geç olmuştu zaten. Ondan sonra "Amanın Slayer kaçtı" nidalarıyla festival alanına yönlendik. Babyshambles şaşırtmadı ve müzikten çok magazin grubu olduğunu gösterdi gelmeyerek. Pete'in Amy Winehouse'tan öğreneceği çok şey varmış. Velhasıl ana sahnede yine Air [...]

Çakallık yapıp 1 gün önceden gittik ancak kamp alanlarının Perşembe sabahı açılacak olmasıyla ufak bir sendrom yaşadık Leuven'deyken. Neyse daha sonra Werchter kasabasının bir ucunda bulduğumuz "Klokkeberg" özel kamp alanına yerleştik. Bu alanın Rock Werchter'le hiçbir alakası yok ancak çok güzel bir yere konuşlanmış ve festival öncesinde güzel ve minik bir tatil imkanı sunabilir önümüzdeki senelerde gitmek isteyenlere. Yağmurlu bir havada sabah başladığımız taşınma işlemlerinden sonra A3'te yerimizi aldık ve ufak bir dinlenmeye çekilme moduna girdik sabah yorgunluğunun ardından. Daha sonra Carrefour zincirinin bir halkası olan "1" adlı kamp alanlarına özel marketten eksikleri aldıktan sonra yemek ve [...]